Bir Obezin Günlüğü

0
566
Bir Obezin Günlüğü

“Şişmanlığın En Zor Yanı Ne?” Deseler…

Düşünüyorum da o kadar çok verilecek cevabım var ki aslında bu soruya. Hayatı boyunca kilo problemi 3-5 kilodan öteye gitmemiş insanların belki de hiç bir zaman anlamayacakları en az 10 madde sıralayabilirim sizlere bir kaç dakika da (ki sizde bu gruba girenlerden olabilir ve yazsam dahi anlamayabilirsiniz beni).

Ha anlamayın çok dert değil, alışkın olduğum bi şey bu benim nasılsa.

Derdim beni anlamanız, sevmeniz, bana acımanız vs. değil. Derdim, belki de yazdıklarımı okuduktan sonra etrafınızdaki obezleri ya da sadece bi miktar fazla kilosu olan insanları acımasızca eleştirmeden önce yazdıklarımı aklınıza getirmeniz.

Aslında derdim, belki de yarın çocuğunuz, yeğeniniz ya da herhangi bir tanıdığınız bu hastalıkla boğuşmak durumunda kalırsa köstek değil destek olmayı aklınıza getirme umudum.

Yani aslında derdim sizsiniz sayın okuyucu.

Neyse bu çemkirme kısmını uzatmadan yavaşça geçelim değil mi maddelerimize? 🙂

1) Sanırım en zoru bir bayan olarak dilediğin kıyafetleri bulmanın imkansızlığı ya da bulup giydiğinde dahi üzerinde biçimsiz durması.

Nedense tekstil sektöründekilerin şişman bi kadının sadece götünün, karnının olabileceğini düşünmesi çok komik. Sanki kilo alınca göğüsler 75 beden kalıyor :/

2) İç çamaşırı bulmak zaten ayrı bir dert. 26 yaşımdayım ve çoğunlukla 1000 tane dükkan gezmek zorunda kalıyorum renkli, keyifli bir kaç iç çamaşırı için. Yoksa tek seçeneğiniz paçalı don, babaanne sütyeni falan!

3) Toplu taşıma araçlarında birinin yanına oturmak, araç içinde ilerlemeye çalışmak! Muhakkak birilerine değmek zorundasınızdır çünkü insanlarımız müsaade etmeyi bilmez, rica etseniz garip garip bakarlar. Rahatsız olduklarını anlamamak için kör olmak gereklidir -ki bir çoğu duş almaz, ağzı dahi leş gibi kokar, pasaklı ve pislik içindedir ama yine de sizi yargılamakta sakınca görmez-.

4) Pedikür yapmak, ayakkabı bağlamak gibi eğilerek yapılması gereken işler tam bir işkencedir. Hatta çoğu zaman çorap -özellikle ince külotlu çorap- giymemek için sevdiğiniz kıyafetleri bile giymeyebilirsiniz benim gibi.

5) Topuklu ayakkabı artık bir hayaldir çünkü ayaklar ve ne yazık ki bilekler hemen şişip ağrı sızı yapmaya başlıyor. Zevkle aldığınız platform topuklu ayakkabılarınız birer kez giyilip dolaba kaldırılır ve orada tozlanır.

6) Yüzük, bileklik, kolye gibi takıların hepsi nedense büyük çoğunluk ile kötü durur. Kolyeler normal boyutlardaki insanların gerdanında dururken sizin boğazınıza yapışabilir, bileklikler sıkabilir, ufak zarif yüzükler parmaklarınızda bit kadar durabilir.

7) Fazla ayakta durmak, fazla oturmak, fazla yatmak… Bunların hepsi bi süre sonra tüm vücudunuzun ağrımasına neden olur.

8) Ben hemen hemen hiç terlemeyen bi yapıya sahibim. En sıcak havalarda dahi sadece bi miktar alnım terler. Fakat bi çok obezin eminim ki aşırı terlemek gibi sıkıntıları vardır. Bu da büyük bir zorluk.

9) Dışarıda yemek yiyorsunuz diyelim ki ve sadece salata yemek istediniz. Siparişi alan, parayı ödediniz kişi, beraber yemek yediğiniz insan dahil herkes “Sadece salata mı?” diye dışından, “Ay doyacak mısın onunla?” diye içinden sorar… Hiç tatlı yemediğinizi çünkü sevmediğinizi söylediğinizde ise bir sonraki soru, “Nasıl kilo aldın yahu sen?” olur..

10) Bir çok arkadaşınız gönlünüzü yapmak için sizi gördüğünde “Aaa kilo mu verdin sen? Ne güzel olmuşsun.” der. Aslında siz her sabah uyandığınızda tartılıyorsunuzdur ve kilo vermek yerine son görüşmenizin üzerine bi kaç kilo eklenmiştir bile. Yine de kibarca “Yok ya hep aynıyım” demeyi tercih edersiniz. (Sonra eve gittiğinizde ağlamak serbest nasılsa).

11)  En yakınızdakiler haricindeki herkes sizi bu konuda kırmamak için insan üstü bir çaba sarf ederken anneniz sizi her gördüğünde “Ay yine mi kilo aldın sen?!!” (sanki elinizdeymiş gibi) ya da “Duba gibi oldun, yeme artık” diye sinir krizine sokabilir. Sizi üzmek, aşağılamak isteyen fakat başka vuracak yeri olmayan insancıklar kilolarınız ile sizi aşağılamaya çalışır. Sizin ne kadar yaralandığınız önemli değildir, zaten amaç budur.

12) İnsanlar size yalnızca; yüzün, ellerin vs. ne kadar güzel diye iltifat edebilir. Fazlasına ancak güler geçersiniz zaten.

13) Bi erkek sizi görüp, size asılmaz 🙂 Ancak sizinle sohbet ettiğinde, sizden hoşlanabilir. Gerçekten size asılmak istediği için asılır.  (Bu bi avantaj aslında eheheeh)

14) Çoğu iş başvurunuz yalnızca görünümünüz yüzünden kabul edilmez. (Emin olun bu büyük bir gerçek, ne kadar bakımlı olduğunuzun hiç önemi yok!)

Bu yazdıklarım hemen aklıma gelenler… Tabi ki çok daha büyük sorunlar yaşıyor bir çok obez. Çok ciddi sağlık sorunları ile boğuşuyor bir çoğumuz. Ve emin olun hiç kimse böyle yarım bir yaşam istemez.

Karşınızdaki insanı yargılarken, hele ki dış görünüşü ile ilgili yargılarken daha vicdanlı olmanızı ummuyorum bu yazıdan sonra, yine de içimde kalmasın dedim…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz