Avrupa Obezite Günü

0
345
Avrupa Obezite Günü

İlk kez 2010 Avrupa Sağlık otoriteleri (European Association for the Study of Obesity (EASO)) tarafından obezite salgınına dikkat çekmek için başlatılan obezite ayrımındalık kampanyası giderek yaygınlaşmaktadır

Her yıl mayıs ayının üçüncü cumartesi günü Avrupa Obezite Günü olarak kutlanmaktadır.

Amaç Avrupa’nın her yerinde obezite için ayrımlı etkinlikler düzenleyerek kronik bir hastalık olarak kabul edilen obezite konusunda toplumda ayrımdalık yaratmak ve obezite ile mücadeleyi güçlendirmektir.

Şişman olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Sağlıklı bir insanın vücudunun yaklaşık yüzde 20-25’i yağ dokusundan oluşur. Bu oranların biraz üzerinde yağ dokusuna sahip olmak “kilo fazlalığı”, çok daha fazla yağ dokusuna sahip olmak ise şişmanlık, yani tıp dilindeki ifadesiyle “obezite” olarak adlandırılır.

Vücut ağırlığını (kg) boyunun karesine (m2) bölerek elde ettiğimiz rakam bize Beden Kitle İndeksi (BKİ) dediğimiz değeri verir.

İdeal kilo beden kitle indeksine (BKİ) göre belirlenir.

Sağlıklı bir insanın BKİ değeri 18-25kg/m2 arasında olmalıdır. Bu değerin 25-29,9kg/m2 olması kilolu olmak, 30kg/m2 üzerinde olması ise obezite hastası olmak demektir.

Değerler, boy uzunluğu ile ilişkilidir. Değerlerin bu aralıklarda olması, kilonun sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Sağlıklı kilo için bireyin vücut bileşeni de önemlidir. Sınırların altında veya üstünde olmak sağlık sorunları ile ilgili riskin var olduğunu göstermektedir.

Ancak, BKİ ölçümü kaba bir tahmin aracıdır ve bazı kişilerde yanılma payı içerebilir.

Örneğin; iri yapılı, kas kitlesi gelişmiş kişilerde BKİ yüksek olduğu halde yağ kitlesi normal sınırlarda olabilir.

Veya zayıf çelimsiz kişilerde BKİ değeri yüksek olmadığı halde karın içi yağlanma artmış olabilir. Bu nedenle tek başına BKİ ile obezite tanısı koymamak uygun olur. Bel çevresinin ölçülmesi karın içi yağlanma miktarını yansıttığı için, obezite hakkında daha doğru karar verilmesini sağlar.

Bel çevresi erkeklerde 94 cm ve kadınlarda 80 cm’nin üzerine çıkmamalıdır. Bel çevresinin erkeklerde 102 cm ve kadınlarda 88 cm’nin üzerine çıkması sağlık riskini arttırır.

Obezite, başta şeker hastalığı ve insülin direnci olmak üzere kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, kan yağlarında yükseklik, inme, çeşitli kanserler, uyku-apne sendromu, karaciğer yağlanması, reflü, safra yolları hastalığı, kısırlık, depresyon, eklem ve hareket sorunları gibi çağımızın birçok sağlık sorununun gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

Günümüzde önlenebilir ölümlerin sigaradan sonra gelen ikinci en önemli nedenidir. Yol açtığı tüm bu sağlık sorunları nedeniyle toplumların sağlık bütçeleri üzerinde de büyük yük oluşturmaktadır.

Obezite alınan ve harcanan enerji arasındaki dengesizlik nedeniyle ortaya çıkar.

Gelişen yaşam standartları modern insanların daha az enerji harcamasına ve daha fazla enerji almasına neden olmaktadır. Elbette, çok sayıda genetik, çevresel, fizyolojik, biyokimyasal, sosyokültürel ve psikolojik faktör birbiri ile ilişkili olarak obezite oluşumuna neden olmaktadır. Bu faktörler içinde aşırı ve yanlış beslenme ile fiziksel aktivite yetersizliği en önemli nedenler olarak kabul edilmektedir.

Yaşamı basitlaştıran ve enerji harcamayı engelleyen teknolojik ilerlemeler (motorlu taşıtlar, yürüyen merdiven, asansör, internet ve bilgisayar teknolojisi vb.), beslenmenin bir sanayi haline gelmesi, daha dayanıklı ve daha ucuz ürünler elde etmek için doğal yaşamda yeri olmayan besin katkılarının kullanılmaya başlanması (trans yağlar, nişasta bazlı şekerler gibi) ile hazır gıda tüketiminde artış ve hızlı beslenme tarzı dünyadaki obezite sıklığındaki artıştan sorumlu tutulan başlıca çevresel faktörlerdir.

Ülkemizde obezite sıklığı yıllar içinde giderek artmış olup, ciddi bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir.

Her 3 erişkin bireyden biri obezite hastasıdır.

Çocuklarımız da ne yazık ki bu salgından payını almaktadır.

Ülkemizdeki veriler okul çağındaki her 4 çocuktan birinin fazla kilolu veya obezite hastası durumunda olduğunu göstermektedir. Bu nedenle obezitenin hem çocuklarda hem de yetişkinlerde önlenmesi için gerekli adımların bir an önce atılması gereklidir.

Çağın hastalığı olarak kabul edilen obezite, sağlığı bozacak düzeyde vücuttaki yağ miktarının artmasıyla karakterize bir sağlık soruni olarak ortaya çıkar.

Obezite, tüm dünyada ve ülkemizde sağlık harcamalarını artıran, bireylerin yaşam konforunu düşüren ve vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Sağlıksız beslenme alışkanlıklarının hareketsiz yaşam tarzı ile birleşmesi sonucunda ortaya çıkan obezite, birçok sağlık sorununun da başlangıç noktasıdır.

Uyku apnesi, astım, polikistik over sendromu, diyabet, hipertansiyon, safra kesesi hastalıkları, gut, karaciğer yağlanması, osteoartrit, düzensiz adet görme, solunum zorluğu, migren ve çeşitli kanser türleri bu sağlık sorunları arasındadır. Ayrıca aşırı kilo alımına bağlı olarak ortaya çıkan estetik yoksunluk nedeniyle psikolojik soruların da tetikleyicisidir.

Obezitenin önlenmesinde beslenme anahtar rol oynamaktadır.

Obezitede uygulanacak diyet ve egzersiz programı ile;

• Vücut ağırlığının, boya göre olması gereken (BKİ = 18.5 – 24.9 kg/m2) düzeye indirilmesi hedeflenmelidir.

• Diyet uygulamasının bireye özgü olduğu unutulmamalıdır. Başlangıçta belirlenen hedefler, bireyin olması gereken ideal ağırlığı olabildiği gibi, ideal ağırlığının biraz üzerinde de olabilir.

• Uygulanacak zayıflama diyetleri yeterli ve dengeli beslenme ilkeleri ile uyumlu olmalıdır.

• Amaç, bireye doğru beslenme alışkanlığı kazandırılması ve bu alışkanlığın sürdürülmesidir.

• Vücut ağırlığı boya göre olması gereken düzeye geldiğinde tekrar ağırlık kazanımı önlenmeli ve erişilen ağırlık korunmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz